Başlangıç hayatın en önemli şeylerinden biri. Bir işin başlangıcı, bir duygunun başlangıcı, bir yarışın başlangıcı, bir günün başlangıcı ve bir hayatın başlangıcı. İyi bir başlangıç, zafere giden yolun en önemli kısmıdır. Başlangıcı yaptıktan sonra geri dönüp bakmakla zaman kaybedersen, yarışta geri duruma düşme riskine girersin. Arkana bakmadan koşman gerekir, hedefe doğru emin adımlarla ilerlemen ve rakiplerine aldırış etmemen...
Hayata bir yarışçı gibi itilirsiniz, dünya üzerinde dönüp duran yarışçılar -yani insanlar- olarak birçok görev ve sorumluluk yüklersiniz omuzlarınıza. Sonra derin nefesler alıp hayat koşturmacasında bulursunuz kendinizi. Rakipler edinirsiniz, dostlar edindiğiniz kadar. Engellerle karşılaşırsınız, sizi destekleyen insanlar kadar. Düşmanlar edinirsiniz, önüne geçtiğiniz rakipler kadar. Gerisi ise kendiliğinden akıp gider zaten. Her yaş bir diğerini kovalar. Yaşayamadığınız için pişmanlık duyduğunuz yaşanmamışlıklarınız olur. Keşke yapsaydım dediğiniz şeyler, düşledikleriniz ve elinizde kalan anı parçaları... Derken bir de bakmışsınız ki bitiş çizgisi tam karşınızda duruyor. Başlangıcı iyi yaptıysanız, bitiş çizgisine de en önde varanlardan biri olursunuz, yoksa o çizgi gelmek bilmez.
Başlangıcı iyi mi yaptım kötü mü bilmiyorum. Ama bir başlama noktam vardı benim de: "doğum günüm." Doğum günleri hüzünlü şeyler; dediğim gibi, yaşlanıyoruz.
Ocak 28, Burak gökyüzünde yükseliyor. Gün doğuyor, doğuyorum.
"Bir yüksekliğin, bir başıma olduğum bir yüksekliğin en ucundayım. İnemiyorum. Yaşayamıyorum. Ölemiyorum." dedi Tezer Özlü.

0 yorum:
Yorum Gönder