Bir muhabbet kuşuna "sus" denir mi?
Bir muhabbet kuşu edindim kendime, biraz hayali bir arkadaş olsa da iyi anlaşıyoruz onunla. Ne anlatsam dinliyor beni. Adını da "Boncuk" koydum. Mavi ve güzel bir kuş. O anlatınca ben hep dinliyorum, ben anlatınca da o hep dinliyor. Üstelik hiç kızmaz, hayallerle kendini avutmaz; gerçekten yaşar, gerçekten sever, gerçekten dinler.
Kafesi de yoktur Boncuk'un. Dilediği zaman uçar, özgürlüğü sever çünkü. Dilediği zaman konar, dilediği zaman yemi için gelir. Aklına esince de gider biraz dolaşır havada ama hep geri gelir. Sadıktır.
Ben ona hiç sus demiyorum. Çünkü bir muhabbet kuşuna sus denmez. Susulmaz çünkü, bir muhabbet kuşu ne kadar susabilir ki?
Öyle güzelsin ki,
kuş koysunlar yoluna.*
O kuşu o yoldan döndüremezsin ki. Soğutamazsın kendinden. İster hakaret et, ister nefret. Uzun ve zorlu yollara alışkındır kuşlar. Göç yollarında geçer zaten ömürleri. Yollar hayatlarının bir parçası olmuştur. Ama o yollar hep aynı kapıya çıkar, kapının arkasında sen olduğun sürece.
...
"Yapraklar yatağın olsun, kırlangıçlar arkadaşların..
Yıldızlar yorganın olsun, hem zaten gökte işsiz güçsüz duruyorlar."
Burak

0 yorum:
Yorum Gönder