Yaslan bana. Bırak biraz saçlarınla oynayayım.
Güven bana. Bırak da sana oyalanabileceğin bir sevda yaratayım.
Bak bana. Gözlerinin içindeki parıltıyı gülümseyen bir mahalle çiçekçisine benzetip sana bir demet çiçek alayım.
+Nasıl, güzel kokuyorlar mı?
- Ne, çiçekler mi?
+Başka ne olabilir ki?
-Saçların diyorum, mis gibi kokuyor. Sanırım seni yalnızca kalbimle değil ciğerlerimle de sevmek zorunda kalacağım.
-Saçlarından milyonlarca kez öptüm hayalinin ama doyamadım o ana.-
Sarıl bana. Bırak yarın neler olacağını yarın göstersin bize. Çok fazla plan yapma, çok fazla endişelenme gelecek için. Yalnızca "şuan" var zamanın akışında. Hayat hep "şuan"da yaşanıyor. Geçmişe saplanıp kalma, gelecek için uzun ve katı planlar yapma. Saatler yalancıdır biliyor musun? 1 saat her zaman 60 dakika değildir mesela. Severek yaptığın bir işte zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun değil mi? Bir saat sanki birkaç dakikada geçip gitmiş.. Sıkıldığın birşeyler yaptığındaysa zaman geçmek bilmez, sanki günlerdir o işle uğraşıyormuşsun gibi gelir. Bak demedim mi sana, yalancıdır saatler. Zaten böyle bir kavram nasıl kalıba sokulup bir yörüngeye oturtulabilir? Olmaz güzelim. Saat, insanların uydurduğu bir şeydir. Zaman görecelidir ve her zaman değişkendir. Eğimli bir yolda akar, bazen hızlanır akışına uygun bir yol bulduğunda. Bazense önüne engeller çıkar, yavaşlar da yavaşlar.
Bölüm 2 : Zamanla Geçer
Herşey düzelecek, herşey daha güzel olacak. Umut ettiğin herşey, hayalini kurduğun herşey bir bir gerçek olacak inan bana. Yanında daima seni seven biri olacak. Sımsıkı tutunaksınız birbirinize. Daha sert, daha güçlü basacaksın yere. Kaldırımlar hazırola geçecek adımlarınla. Dimdik kalacaksın, inandıklarını başaracaksın bu hayatta. Başka bir seçeneğin yok çünkü. Erken vazgeçişler ahmaklar içindir. Sen sonuna kadar savaşanlardan oldun hep.
Dayan. Yolun uzun, sabır gerek.*
İnan. İnanç bir tarladır çünkü, hedefi olanların sürdüğü.*
Yılma. Zorluklar daima olacaktır. Yıkılmayarak ders vereceksin güçlüklere, insanları kendine hayran bırakmalısın direnişinle. Kolay elde edilen herşeyin çok hızlı elden gittiğini hatırla; sen mücadele ederek öyle bir koparıp alacaksın ki isteklerini hayattan, hayallerin uçup gitmeye korkacak yanından. Sen güçlü birisin. Sen gerçekten güçlü birisin. Sakın kendini bırakma.
Bölüm 3 : Vakit Kısa
+Ya sen Burak?
-Boşver beni.
+Bana bu kadar umut verdikten sonra bunu nasıl söyleyebiliyorsun? Ben zorluklar karşısında yılmadan ayakta kalmayı en iyi sende gördüm. Şimdi nedir seni böyle savuran şey? Ordan oraya sürükleniyorsun. Yapma, n'olur.
-Boşver dedim ya. Beni tanımıyorsun bile.
"Vakit kısa, ölüm yakın. Unutma, daima kötüler kazanır. Şık ol, kötüler iyi giyinirler. Umut en büyük kötülüktür çünkü işkenceyi uzatır.* Sana umut veriyorum, bu sana kötülük yaptığım anlamına gelir. Kötüyüm ben. Uzak dur benden, yeter."
-Yorgunum, hem de çok yorgun. Biraz dinlenmeliyim.
+Ne kadar sürecek bu?
-Dedim ya zaman görecelidir. Huzur bulana kadar belki. Belki de o sonsuzluğun içinde babamı tekrar buluncaya kadar.
+Saçmalıyorsun!
-Hayır. Kendime bir iyilik yapıyorum, zaten yeterince kötülük yaptım. Artık iyi olmaya ihtiyacım var.
Burak
"Zamansız gelme, elim kolum dağınıksa sarılamam"Turgut Uyar
Bölüm 4 : Ek Süre ve Tanıklar
Etki Ve Tepki
En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur.
Sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar.
Charles Bukowski
"Anlamak kolaysa bak bi gözümün içine! Bilmecelere ısınamadım (asla) hele de senle ilgiliyse. Hayatımın gerçek öykülerine ayrılan bir filmin Soundtrack'indeyim. Bir yazar mıyım? Yoksa tek şiirlik şair mi? Ve ben bozuk paraydım anlaşılamadan çiklet oldum. İçimde saklı bir kaçak çocuk, korku dolu bakışlarıyla gizlenirken iz bırakmış anılarıyla sevgili. Mutluluktan ağlak olmak artık bir seferlik bana da mahsus. Evet, içimi döktüm. Zihnimin derinliklerinde yaptığım kazılarda onca yılın çöpleri yatılı. Onların içinde binlerce ölümsüzlük ölümü görmüş, kaybettiğim gülücüğü gül demeti halinde koymuşlar oysa ki suratıma. Alacakaranlık geriye çekti güneşi, kim der ki Burak yaşamın minik bebeği? Bir sonbahar akşamında hayata akıttım yaşlarımı gözbebeğimden.
Gözlerimde bir filmsin. Göz çukurlarımda uyuya kalmış bir bebeksin. Bende ninninim, uyu."
1 yorum:
ne yorum yapıyım bilemedim ama okudum demek istiyorum bunu ve beğenmemek elde değil demek istiyorum.-bunu okuyan fikrini değiştirmese bile değiştirmeyi düşünür diyorum.
Yorum Gönder