Subscribe:

Pages

Summer Wine







Şirince'ye gezimiz vardı o gün. Topluluğun üyeleriyle anlaşmış, çıkış saatimizi ayarlamıştık. Üç otobüs tutulmuştu, kalabalıktık. Ekipmanlarımızı ayarlamış, çantalarımızı sırtımıza almış yola çıkmıştık. Çocuklarımın arasında tercih yapmam gerekiyordu. "Çocuklarım mı?" dediğinizi duyar gidiyim. İki çocuk babasıyım ben. Biri dünyalar tatlısı bir kız çocuğu, diğeri ise yaramaz bir erkek evlat. Hayatımın büyük bölümünü adadığım evlatlarım. Birinin adı "Nikon" -onun dijital bir ruhu var-, diğeri ise analog "Zenit". SLR soyundan geliyorlar, asiller yani. Kolaya kaçıp Nikon'u seçtim, dedim ya dijitaldi o çünkü. Ama aklım kızımda, yani Zenit'de kalmıştı.

Güzel seçimler yapmam gerekiyordu, iyi fotoğraflar çekmeliydim. 18-55 mm kit lensin netliğini beğenmediğim için 18-70 mm bir lens tercih ettim. Vardığımızda diyafram ve enstantane ayarlarını dikkatle yaptım. Artık sıra anı yakalamaktaydı.

Peki biz ne yaptık da fazla fotoğraf çekmeye vakit kalmadı?

Sorunun cevabı basit, çeşit çeşit şaraplarıyla ünlü Şirince'de içmeden durulmazdı. Hem gezinin başından itibaren denemediğimiz şarap çeşidi, girmediğimiz şarap evi kalmamıştı. Hatta bazı arkadaşlar baştan sona tüm şarap evlerinde şarap denedikten sonra, sondan başa doğru tekrar şarap tatma işine girişmişler, daha bir şişe şarap almadan kafa olmuşlardı.

Ben böğürtlenli şarap seviyordum. Bir yetmişlik böğürtlenli şarap aldım kendime ama orada içmemeliydim. Denenen onca şarabın üstüne onu da içersem fotoğraf çekemeyecek hale gelebilirdim. O durumda çekeceğim fotoğraflar bana yakışmazdı. Peki ben ne yaptım? -Tabi ki içtim! Üstüne de çekime çıktım, sadece Şirince'de değil, Selçuk'ta da çekimler yaptık. Selçuk Kalesi fotoğrafçılar için bulunmaz nimet.

Peki hem içip hem çekim yapmanın sonucu mu? Sarhoş olmayı yine başaramamıştım, bünyem alkolden çok zor etkileniyordu. Birkaç güzel kare çıkarabilmiştim çekimden bu sayede. Hoşuma giden fotoğraflardan biri ise bu fotoğraftı:
'Herkesten kaçan bir sokak kedisi, gelmiş karşıma poz vermişti. Pek hanım hanımcık bir şeydi zaten, sadece insanların kedi sevme işini abartışına anlam veremiyordu. Amatör her fotoğrafçının kedi fotoğrafı çekmesine katlanamıyordu. Ben de katlanamıyordum. Bence ortak yanlarımızı anlamış ve bu yüzden bana poz vermişti. Bu tatlı hanım işini biliyordu. Evet, kesinlikle biliyordu.'

Burak

0 yorum:

Yorum Gönder