Formspring'den gelen bir soruya yanıt nitelikli bir yazı (http://www.formspring.me/beyazpiyon)
İnsan görmediği birini tabiki sevebilir. Kişisel özelliklerine, duygularını yansıtmasına, samimiyetine, sözlerine, anlattığı şeylere yada diğer özelliklerine... Hiç farketmez, insanın birini sevmesi için sadece bunlar yeterli olabilir. Seversin, zihninde bir profil çizer ve onu seversin. Belki gerçekte hiç olmayan bir insanın profilini yansıtırsın zihnine, kafanda oluşturduğun o'nu seversin ama. Biyolojik olarak değil manevi olarak, görsel olarak değil belki işitsel belki duygusal olarak onu seversin. Onun hakkında bildiklerinle yetinir, kafanda bir imaj çizer ve o imajı seversin. Ancak sevdiğin şey "o" insanın kendisi -yani gerçekliği- değil kafanda tasarladığın o'dur. Yani bir insanı görmeden seversin ama "gerçekten" sevemezsin. Çünkü görmeden sevdiğin, zihninde canlandırdığın o'dur; gerçekte olan o değildir.
Ama o insanı gördükten sonra da sevginden birşey eksilmiyorsa, gördükten sonra da o insanı sevmeye devam ediyorsan o zaman o sevginin gerçekliğinden emin olabilirsin.
Bir insanı görmeden sevmeye başladın diyelim. Sevdin yahu, insansın. İnsan sevmeye muhtaç bir varlıktır, bir şekilde kapıldın onun rüzgarına. Peki bu "görmeden sevmek" işi ne zamana kadar sürebilir ki? Sonunda gerçek mutluluğa ulaşmak istiyorsan elle tutulur bir şeyler gerekmez mi? Sürekli, 'görmeden, sadece varlığını bilmekle' mi tatmin edeceksin gönlünü?
Gönül bu ya, pes eder bir süre sonra. Hayallerle beslediğin sevgin, kaynağı kurumaya yüz tutan bir nehir gibi güçsüzleşir zamanla. Sonra sevginden çalar zaman, azalarak yok olur o duygu. Zamanın mutlu bir sona bağlanarak eritilmesi gerekir, mutlu bir son için de yan yana gelmek... Hem elini tutmadan bir insanı ne kadar "sevgili" olarak kabul edebilirsin ki? Muhakkak bir araya gelmek gerekir, sevginizi birbirinize göstermeniz gerekir. Kimi zamanlar 'söylemek' yetmiyor, bunu biliyor olman gerek. Hayat söz demetleri üzerine kurulu bir döngü değildir; iplerini çözüp, dünyanın tersine doğru dönüp durmak gerekir aynı yürekte sabit kalabilmek için. Fedakarlık gerekir. Hatta en önemli şeylerden biridir fedakarlık ilişkilerde. Kimi zaman hayatından fedakarlık edip bir parçasını o insana ayırmak gerekir.
Sevgiyi sevgi yapan nedir? Aşk'a kuvvet veren, ilişkileri güçlendirip ayakta tutan? Yanında olduğunu bilme duygusu değil midir? "Görmemek ve yanında olmak..." İzahı güç bir durum. Görmediğin birinin yanında olduğunu söyleyemezsin, anca hayal edebilirsin. Ve inan bana, hayaller bir yerden sonra gerçek dünyadan kopmaya neden olur, gerçek hisleri köreltmeye başlar. Fazla dozda hayalden ölen insanlar biliyorum, gerçekten yaşamayı aklına bile getirmiyor onlar. Hayallerle ne kadar yetinebilirsin ki?
Aşk; sevdiğinin elleriyle kavuşmadan, gözlerine uzun uzun bakmadan, saçlarının arasından ellerinin kayışını hissetmeden, başını omzuna yaslamadan olur mu hiç? Ya sıcacık öpüşünü damarlarının her birinde hissetmeden? O tatlı gülüşünün içinde kaybolmadan? Sımsıkı sarılıp tek bir ruh olduğunu hatırlatmadan sevdiğine, nasıl aşktan ve sevgiden bahsedebilirsin ki?
- Fazla hayalden öldü biri. Aşırı dozda almış, gerçekle bağlarını koparmış ne yazık ki. O kadar çok hayal kurmuş ki, onları yaşamaya fırsat bulamamış, düşleri arasında kaybolmuş.
- O başka birini bulacak, tıpkı bana yaptığı gibi sevgisini emip bırakacak onu da. Hayallerle yetinen birinden ne bekleyebilirsiniz ki? O artık yok. Zaten hiç olmamıştı, hep bir 'hayal'di.
Eğer birini seviyorsanız, gidin ve alın o yüreği. Sonra çook geç kalınıyor, çok.
- Bu dünyada tek başına bir erkek bir hiçtir ve bu dünyadan başka bir dünya yok.
+ Başka bir dünya gördüm, bazen onu hayal sandım. Ama olsun..
- Göremeyeceğim şeyler görmüşsün.
Burak
0 yorum:
Yorum Gönder