Hayat siyah beyaz fotoğraflar gibi. Kimi zaman arkaplan bulanık, kimi zamansa önplan. Anı dondurmak için çekilmiyoruz fotoğrafları, hayat çekilmiyor. Çekilir dert değil boşluk, sürekli bir uçurum etkisi, sürekli bir yükseklik korkusu. "Yükseklik korkusunun fotoğrafını çekebilir misin?" diye sorsan, "Sana ölümün bile fotoğrafını çekebilirim" derdim. Ölüm ki insanlık korkusudur, korkuyu da karelersin çoğukez. Yanlış zamanların resmini bile çekebilirsin, her bir kareye, her bir fotoğraf karesine, düşlerini kazırsan eğer; yanlış zamanları resmedersin boş beyaz bir kağıda.
Gri.
Hayat bazen çok gri. Beyaz bir zemine beyaz renkli bir kalemle rüyalar çizmeye benzer hayat. Rüyalar seni gerçek bir resme ulaştırmaz. Fotoğraflar da öyle. Beyaz bir zemine basarsın fotoğrafları, peki bembeyaz bir fotoğraf çektiysen? İşte o zaman kimseler göremez o beyazın masumluğunu, güzelliğini ve zerafetini. En güzel hayaller de bembeyazdır ve hayatın boş beyaz kağıdına basamazsın onları.
Peki ya resim ve fotoğrafın birbirinden farkı?
Resimlerle istediğin gibi oynarsın, bir yerini beğenmedinmi düzeltirsin kaleminle. Ama hayat hep siyah beyaz bir fotoğrafı andırır ve fotoğraflar çizilmezler. Hatta hayat gibidir fotoğraflar, kimi zaman çekilmezler hiç. Çekilmez bir hal alır yaşantın. Sonsuz geceleri hayallerinle harmanlayıp çizebilirken, bir fotoğraf karesine sığdırmakta zorlanırsın o geceleri. Ama basit bir yolunu biliyorum bunun, fotoğraf makineni eline al ve simsiyah bir gecede gökyüzüne doğru bas deklanşöre. Göreceksin, sonsuzluğu hapsedeceksin fotoğrafa.
Siyah bir fotoğrafla neleri anlatabilirsin?
Peki beyaz bir bulut fotoğrafıyla neler hissettirebilirsin diye sorsam sana, ne söylerdin bana? Hayaller değil mi? Bulutlar ne çok hayallerime benziyor. Beyaz, pamuğu andıran, o güzelim bulutlar. Tıpkı hayaller gibi, gerçekten uzakmışlar gibi. Uzaklar gerçekten, gerçekten uzaklar. Uzansan dokunamazsın, dokunsan tutamazsın. Ne çok benziyorlar hayallerime. Rüzgara sordun mu sen hiç bulutları? Yarınları anlatmasına izin verdin mi?
Dur bulut gitme n'olur, rüzgarlara doğru, yalnızlığa doğru, insanlara doğru...*
Ya rüzgarlar? En güzel halinle sahilde yürürken saçlarını dağıtıp kahreden o rüzgarlar yok mu! Ah o rüzgarlar, sinirlendiklerime benzerler hep. Güneşi bile rahatsız ederler, bulutları kovarlar gökyüzünden.
Sen düşlerini kovan bir kız çocuğu gördün mü hiç? Peki ya gerçeklerle ölen bir adam gördün mü? Her şey normal mi? Sokak lambalarındaki loş ışık titriyor. Ama biliyorum, rüzgardan.
Derin bir uykuda gördüklerine ne kadar inanırsın sen? Ben hiç inanmam. Sadece uykuda, uyuyunca karşına çıkan şeylerle avutur musun kendini? Ne kadarıyla yetinebilirsin? Uyanmayacaksın mı sanıyorsun? Peki ya dualar?
Kaldır kapağı bak, kimler can çekişiyor cennette?*
-Kim yenmiş kaderi duayla?*
Özgürlük hasretine benzetiyorum seni; martıların vapurları kovaladığı bu şehirde, kendimle başbaşa bıraktığın benin özgürlüğü(!) olsa gerek bu. Öyle yüksekten uçuyorlar ki. Öyle yalnızlar ki.
Uçun kuşlar uçun İzmir'e doğru diyor bir türküde. Bilir misin?
Hayat siyah beyaz fotoğraflar gibi.
Peki ya fotoğraflarla sevgiyi anlatabilir misin? Rüyalarla ve düşlerle sevgiyi anlayabilir misin?
- Kesinlikle hayır. Yalnızca öyleymiş gibi yaparsın. Ama bilmezsin gerçek sevgi nedir.
Bilemezsin.
Çünkü sevmek demek; vurulmak demektir "kokusuna, tenine, gözbebeklerindeki parlaklığa, yanındayken duyduğun ses tonuna ve kulaklarına fısıldayışına o güzelim kelimeleri"
Çünkü sevmek demek; uzanmak ve gökyüzünü seyretmek demektir yeşil çimlere, geleceğe bakmak demektir ve güzel günlere göz kırpmak.
Sen sevgi nedir biliyor musun? Hayal kurmaktan başka birşey yapmaz mısın sen?
Aptalca hayaller peşinde koşmayan bir kalp gösterin bende size mutlu bir insan göstereyim.*
Bana hayallerden başka bir şeyler ver, çünkü hayaller yanyanayken kurulunca güzel.
Bu siyah beyaz fotoğraflar arasında silüetini kaybetmekten korkuyorum. Lütfen beyaza bürünme, görünmez olmanı istemem. O fotoğraf karesinde sana bir yer ayırdım, siyah hatlarla poz verecek misin?
Her şehre bir çakıltaşı fırlattım
Aslında hiç olmayan denizimden.
Bir film şeridi gibi geçiyorum şimdi
Olmayanlarımın içinden.
Çok isteyince oluyordu hani!
Söyle nerdesin hiç gelmeyen?
Bu şarkılar hepsi yalan
Seni benden neden alıkoyar zaman?
Kapım çalmaz
Gelen olmaz
Yoksun diye iştahsız sabah olmaz.
Zaman
Ama bıktım karanlıktan.
Yalnızım.
Burak

0 yorum:
Yorum Gönder