Subscribe:

Pages

White Pawn



“Sanırım artık gitme vakti geldi” dedi Beyaz Piyon. Yine kırmışlardı onu. İnsanların artık piyona değil beyazlara bile tahammülü kalmamıştı üstelik. Şahlar, vezirler, kaleler, filler ve diğerleri… Piyon kimsenin umrunda değildi. İnsanları her zaman sevmesine rağmen kimse tarafından sevilmiyordu Beyaz Piyon. Üstelik oyuna ilk beyazlar başladığı için hep ikinci tercih oluyordu. İlk gözden çıkarılan hep Beyaz Piyon oluyor, yalnızlığa mahkum bırakılıyordu. “Yine başladılar oyuna” dedi Beyaz Piyon bir gün, “yine uzağa gitmek zorunda kaldım kendimden.” Kazanmak uğruna gözden çıkardılar O’nu yine. Aynı sözü tekrarlayıp duruyordu Beyaz Piyon, kafasının içinde yankılanan sesler birbirine karışıyordu: “Beyaz Piyon genellikle ilk kırılan taştır.” Ama unuttukları birşey vardı; “oyuna her zaman Beyaz Piyon başlıyor.”
Beyaz Piyon, gitme zamanın geldi artık.
Hoşçakal sözü bu kez pencere camının buğusuna değil, düğümlenen boğazdan çıkan titrek ve boğuk bir sesle düşlere yazılmıştı.
“Kırdın beni, hoşçakal.”

0 yorum:

Yorum Gönder